Diksiyon Bozukluklarının Nedenleri Nelerdir?

Telâffuz (söyleyiş/boğumlanma) Bozuklukları
Seslerin uygun çıkaklarına göre söylenmemesiyle oluşur Konuşma dilinin sesleri İstanbul ağzının seslerinden oluşmalı; yöresel (mahallî) sesler çıkartılmamalıdır
Konunun Orjinal Adresi (www.hayatimdegisti.com): hayatimdegisti.com kişisel gelişim ritmotrans telkinli Cd’leri /forum/diksiyon/5445-diksiyon-bozukluklari-nedenleri.html
Örneğin: Üç tip “k” sesinden söz edilebilir Bunlardan ön damakta oluşan “k” (teK) ve art damakta oluşan “q” (taQ) seslerinden başka Anadolu ağızlarında gırtlağa yakın bir yerde boğumlanan bir “q'” sesi de vardır
Yazı dilinde (Standart Türkçe) yalnız ilk iki “k” sesi vardır Doğal olarak bu seslerin yanlış yerlerde kullanılması bir diksiyon bozukluğudur

Vurgu Yanlışları
Vurgunun yanlış yere kaymasıyla ortaya çıkar Vurgu söze değer katar; dinleyicinin dikkatini çekerek anlamın kavranmasını kolaylaştırır; sesi söyleyişi sözdeki ezgiyi canlandırır Vurgusuz bir konuşmada anlam yeterince belirmez ya da gereken etki sağlanamaz
Vurgu yanlışlığı anlamı değiştirebilir Dilin en karmaşık ve keşfedilemeyen gizemlerinden biri olan vurgu konusunda var olan kurallar şu ana kadar bütünüyle ortaya konulamamıştır

Yanlış Tonlama
Ses titreşimlerinin yükselip alçalması anlamına gelen tonun cümle akışında uygun biçimde kullanılmamasıdır
Tonlama konuşma dilinde vardır yazı dilinde yoktur Çünkü tonlama sese dayanan bir söyleyiş kuralıdır Konuşmanın anlamını belirginleştirmek duygulara açıklık kazandırmak için kelimeler daha çok da ilk heceler; ezgili canlı söylenir Bu tür söylenişe Ton denir
Konunun Orjinal Adresi (www.hayatimdegisti.com): hayatimdegisti.com kişisel gelişim ritmotrans telkinli Cd’leri http://www.hayatimdegisti.com/forum/showthread.php?t=5445
(S SARICA – M GÜNDÜZ Güzel Konuşma Yazma s 242 / 243)

Tonlama özellikle şu cümlelerde kendini daha çok belirginleştirir:
(1) Emir cümlelerinde
“Uğraş didin düşün ara bul koş atıl bağır;
Durmak zamanı geçti çalışmak zamanıdır” (Tevfik Fikret’ten)
(2) Soru cümlelerinde
“Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım?”
“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ” (Mehmet Âkif ERSOY’dan)
(3) Ünlem cümlelerinde
“Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!”
“Ne mutlu Türküm diyene!” (Kemal ATATÜRK’ten)

Beş çeşit tonlama yapılabilir:

(1) Düz
(2) Yükselen
(3) Alçalan
(4) Yükselip alçalarak dalgalanan
(5) Alçalıp yükselerek dalgalanan

“En iyi denizde yüzme öğrenilir”
“Sağlam lâstik tamiri yapılır”

Yukarıdaki cümlelerde ortaya çıkabilecek “en iyi deniz” “sağlam lâstik tamiri” gibi bir algılamayı ancak doğru yapılmış bir tonlama önleyebilir

Ulama Yanlışları

Söz içindeki heceler arasında belli belirsiz duraklar vardır Sesler heceler hâlinde çıkarılmasına karşılık bu duraklar konuşma esnasında hissedilmez Türkçede temel kural ünsüzle biten hecelerden sonra ünlü ile başlayan bir hecenin gelmesi durumunda hecenin sonundaki ünsüzün sonraki heceye ulanmasıdır:
Örnekler:
dü-şün- > dü-şü-ne-rek
ça-lış-kan > ça-lış-ka-nın
Doğal olarak yazıda ayrı kelimeler hâlinde görülen cümleler de söyleyişte farklı biçimlerle ortaya çıkar

“İşinden eve dönen Ali yemekten önce duş aldı” cümlesinin söylenişi
“İşinde/ neve/ döne / nAli/ yemekte/ nönce du/ şaldı” şeklindedir

Bir cümle içinde söylenen kelimeler arasındaki duraklar ve ulamalar ancak o dilin konuşurları tarafından hissedilebilir Birkaç kelimenin birleşerek tek bir kelime hâline gelmiş gibi işitilmesi ulamanın sonucudur
Açık ve net konuşabilmek endişesiyle her sözden sonra duraklanması ulama yapılmaması kesik kesik bir konuşmaya yol açmaktadır Bu da dilin doğal yapısına aykırıdır ve dolayısıyla bir diksiyon bozukluğudur Nitekim böyle bir konuşma dinleyenlerde olumsuz ve rahatsız edici bir tepki yaratır

Tekdüzelik
Sesin cümledeki anlama göre perdelenmemesi iniş çıkışlar göster-memesidir

Yersiz Durgu ve Duraklar
Vurgunun anlamın tonlamanın gerektirmediği yerlerde yapılan duraklamalardır

Sesleri ve Heceleri Yutma

Türkçe’de yazılan bütün harfler kendi ses değerleriyle seslendirilmelidir Bu seslerden bazılarını yutmak söylememek bir diksiyon hatasıdır Standart Türkçe’de (İstanbul ağzında) kalıplaşmış kimi kelimeler dışında genellikle acelecilikten kaynaklanan seslerin ya da hecelerin söylenmemesi yanlıştır

Örnekler:
“dağa” yerine “daa”
“yağı” yerine “yayı”
“daha” yerine “daa”
“geliyor” yerine “geliyo”