Toplum karşısında, mikrofon veya kamera karşısında konuÅŸurken yüzleÅŸtiÄŸimiz en büyük engel korku ve heyecandır. İlk defa yaptığımız her iÅŸ önce heyecan ve korku oluÅŸturur. Korku anında dolaşım sistemi içerisine gerginlikle orantılı olarak aşırı kortizol salgılanır. Bu durum düÅŸünce akışını engeller. KiÅŸi bu anda olumlu duygularını kaybeder. Daha ileri düzeyde elleri ve hatta tüm vücudu titrer. Kalbin çarpması ve kan dolaşımı hızlanır. Davranışların kontrol edilmesi zorlaşır. Bu sorun ileri düzeyde olursa, insan baÅŸkalarıyla göz göze gelemez; başı titrer, adeta beyni dış dünyadan kopmuÅŸ gibi olur. Korku anında insan kalbinde bir iç endiÅŸe akıntısı hisseder. İnsan bir an önce bu durumdan kurtulmak için o ortamdan uzaklaÅŸmak, yapmak istediÄŸini yapmaktan vazgeçmek zorunda kalır. Ayrıca endiÅŸe veya korku konuÅŸmacının inandırıcılığı kaybetmesine yol açar.
Bazı insanlarda korku duygusu çok geliÅŸmiÅŸtir. Sık sık duyulan bu endiÅŸeler gittikçe birbirlerini beslerler ve endiÅŸe edebilme yeteneÄŸi geliÅŸir: İnsan en küçük bir sorundan bile endiÅŸe duymaya baÅŸlar. İleri düzeyde korku ve endiÅŸe, sinir sistemi için son derece tahrip edicidir.
Tüm baÅŸarılı konuÅŸmacılar toplum önüne çıktıklarında mutlaka heyecanlanmışlardır. İstisnasız her insan korku ve endiÅŸeyi yenebilir. Ancak bunun için tüm inançlarını yeniden gözden geçirmeli ve bir dizi egzersiz yapılmalıdır. AÅŸağıda korkunun nedenleri tek tek açıklanmıştır. Bu nedenler varsa bunları yok etmek amacıyla bir sonraki bölümde yine bir dizi alıştırma hazırlanmıştır. Bu alıştırmaların bir kısmını yalnız başınıza gerçekleÅŸtirebilirsiniz. Ancak bunları toplum karşısında gerçekleÅŸtirirseniz daha hızlı baÅŸarırsınız.
KORKUNUN NEDENLERİTemel korku nedenleri arasında baskı dolu çocukluÄŸu, sürekli yaÅŸanan stres ve hastalıkları, sosyal olmayan bir iÅŸ ortamında uzun süre çalışmayı, baÅŸarısızlığa inanmayı, hafızanın zayıf kalmasını, söylenecek bir söz bulunamamasını sayabiliriz.
Baskı Dolu Çocukluk
Çocukluk ve gençlik döneminde aşırı aile otoritesi, baskı, ÅŸiddet, dayak gibi olaylar yaÅŸanabilir. Normalin üzerine çıkarak belli bir süreklilikte devam ettiÄŸinde bu durum kiÅŸinin psikolojisinde çok köklü bir içe dönüklük ve cesaretsizlik üretir. Baskı ve ÅŸiddet ortamında çocuk kendine güvenini kaybeder. KiÅŸiliÄŸi bir yandan tepkici, diÄŸer yandan baÅŸkalarına bağımlı geliÅŸir. Sürekli aÅŸağılanan çocuÄŸun alt ÅŸuurunda baÅŸarısızlık imajı yerleÅŸir. Bu imajı normal ÅŸarlar altında özel bir gayret göstermeksizin yok etmek mümkün deÄŸildir. eÄŸer bir ÅŸekilde yerleÅŸmiÅŸ olan aşırı heyecanlarınız varsa köklü deÄŸiÅŸikliklerle bunları yok etmelisiniz.
Sürekli Stres ve Hastalıklar
Ara sıra yaÅŸanan, ÅŸiddetli de olsa, stres ve hastalıkların kalıcı bir olumsuz psikolojik etkisi yoktur. Hatta kısa süreli ve geçici olduklarında bunlar insanın yaÅŸama sevincini ve heyecanını artırabilirler.
Ancak stres (ve stres üreten hastalıklar) hafif de olsa uzun süreli yaÅŸanırsa ÅŸöyle bir geliÅŸme olur: Kan dolaşım sistemine devamlı kortizol hormonu salgılanır. Bu salgılama vücudu kısa sürede çöplüÄŸe dönüÅŸtürür. Stres vücudu germekte ve saldırıya hazır tutmaktadır. Dolaysıyla bu kirlilik uygun yöntemlerle temizlenmediÄŸinde aşırı baskı altında kalan sinir sistemi yorulur. Bu yorgunluÄŸun aralıksız devam etmesi halinde insan ölüme kadar gidebilir. Vücut bu durum karşısında otomatik bir tedbir alır. Beyin ile vücut arasındaki emir-komuta zinciri zayıflatılır. Çünkü kiÅŸi öyle bir düÅŸünce alışkanlığına sahiptir ki bu düÅŸünce gerginlik üretmekte ve vücudu tahrip etmektedir. Bu durumda vücudu ölüme gitmekten kurtarmak için beyin bir anlamda vücudu uyuÅŸturur, vücut gevÅŸer ve rahatlar. Ama bu rahatlama aynı zamanda düÅŸünce akışını da iyice tahrip eder. Bu süreçte düÅŸünce akışı bloke olur, hatırlama iyice zayıflar, unutkanlık kendini gösterir, kiÅŸi iç sorunlarıyla iyice bunalır.
Tüm bunlar yine kiÅŸinin kendine güvenini sarsar, kiÅŸiyi insanlardan uzaklaÅŸtırır. Böylece korkunun baÅŸarısızlık, kendini suçlama, aÅŸağılama gibi bir boyutu ortaya çıkar.
Ancak hastalıkların stres üretmesi insanın düÅŸünce biçiminden kaynaklanır. İnsan eÄŸer hastalığı kendisini olgunlaÅŸtıran bir fırsat olarak görürse, vücudu acı çekebilir, ama psikolojisi saÄŸlam olacağından tahrip edici stresi yaÅŸamayabilir.
Antisosyal Bir İş Ortamı
Bazı iÅŸler veya iÅŸ ortamları vardır ki bunlar yapıları gereÄŸi insanları toplumdan uzak tutarlar. ÖrneÄŸin bilgisayarın sürekli başında oturup iÅŸ yapmak durumunda olanlar dış dünyadan büyük ölçüde koparlar. Zihinleri bilgisayar dünyasının kendilerine sunduÄŸu sanal ortama iyice kapılmıştır. Bazı fabrika iÅŸleri belli bir tezgahın önüne hapsedebilir. Bu arada geceleri çalışıp gündüzleri uyuyan bekçilerin genellikle konumları da toplumsal olmayan (asosyal) bir yapı taşır. Buna karşın yöneticilik, pazarlamacılık, öÄŸretmenlik ve sunuculuk gibi meslekler kiÅŸileri sosyal olmaya zorlar.
İnsanlar kendilerini toplumdan uzaklaÅŸtıran iÅŸlere hapsettiklerinde beyinleri bu ortama alışır. DeÄŸiÅŸik insanlarla muhatap olabilme yetenekleri zayıflar. Kavramaları kendi iç referanslarıyla sınırlanır. Topluma açılıp insanlarla konuÅŸmaktan sıkılırlar. KiÅŸilikleri, içine kapanık ve bireysellik ekseninde geliÅŸir. Dolaysıyla toplum önünde söz söylemeleri gerektiÄŸinde büyük bir korku ve heyecan duyarlar. Ancak çeÅŸitli hobiler geliÅŸtirerek ek sosyal faaliyetler içerisinde bulunanlar bu kötü gidiÅŸi engelleyebilirler.
Başarısızlık İnancı
Yukarıdaki ÅŸartların hiç birisi mevcut olmadığı halde insanlar yine de toplum önünde söz söylemekten korkabilirler. Bunun önemli bir nedeni baÅŸarısızlık imajının zihinlerine iyice yerleÅŸmesidir. İnsanın her davranışa yüklediÄŸi anlam, alt bilincine bir emir olarak gönderilir. Bir iÅŸi baÅŸarmaya giriÅŸen insan her zaman istediÄŸi sonucu elde edemeyebilir. Bu herkes için tabiidir. Ama bazı insanlar sonucu elde edemediklerinde hemen baÅŸarısız olduklarını düÅŸünürler ve kendilerini suçlarlar. Bu suçlamalar bir çok kez tekrarlanır. Sonuçta insan farkında olmadan kendi alt bilincine “ben baÅŸarısızım” hükmünü yerleÅŸtirmiÅŸ olur. Bu çok sınırlayıcı bir kalıptır. Çünkü insan bir kere bu inancı otomatikleÅŸtirdiÄŸinde bu inanç onun hemen her iÅŸinde baÅŸarısız olmasına yol açar. Neye inanıyorsak beynimiz onu doÄŸrulamak uÄŸurunda amansız gayretler göstermeye devam edecektir.
“Ben baÅŸarısızım” inancı alt bilincinde yerleÅŸmiÅŸ olan insan “belki bu defa baÅŸarabilirim” diyerek harekete geçse de sık sık “ya baÅŸaramazsam” endiÅŸesini yaÅŸar. Bu endiÅŸe dikkatini zayıflatır, zihnini olumsuz sonuçlara yaklaÅŸtırır. Bu muhtemel olumsuz sonuçlar dayanma ve direnme azmini azaltır. KiÅŸi kendisini güçsüz hisseder. Bu güçsüzlük ve onun getirdiÄŸi tedirginlik kiÅŸiyi “vazgeçme” noktasına götürür. Böylece kiÅŸi gerçekten de baÅŸarısız olur. Toplum karşısında konuÅŸabilme ise cesaret gerektiren bir baÅŸarıdır. BaÅŸarısızlık inancı cesareti kıracağından kiÅŸi toplum karşısında konuÅŸamaz. BaÅŸarısızlık ihtimali aklına geldiÄŸinde bile derin bir korku veya endiÅŸe yaÅŸar.
Söylenecek Bir Sözün Olmaması
Toplum karşısında söz söylemeyi engelleyen son faktör kiÅŸinin söyleyecek bir sözünün olmamasıdır. Pek tabii ki ne söyleyeceÄŸimizi bilmiyorsak konuÅŸmaya baÅŸlayınca takılırız. Bunu bir çok defa tecrübe etmiÅŸizdir. Dolaysıyla düÅŸüncelerimizden emin olmadığımızda konuÅŸmaya cesaret edemeyiz.
Bir insanın söyleyecek sözünün olmamasının çeÅŸitli nedenleri olabilir ki bu, çok kapsamlı bir sorundur. En temelde bu durum kiÅŸinin iyi bir okuyucu olmamasından kaynaklanır. İnsanlar bilgilerinin % 80’ini okuma yoluyla elde ederler. Hiç okumayan insanların bilgileri çok sınırlıdır. Ayrıca bu kiÅŸiler bilgilerini birbirleriyle iliÅŸkilendirerek yeni anlamlar ve bakış açıları da üretemezler. Ancak insanlar okuma dışında kiÅŸisel tecrübelere sahip olabilirler. Bu tecrübeler üzerinde düÅŸünmüÅŸ olabilirler. Bu durumda bilgileri var demektir. Söyleyecek sözü olmayan insan çok az konuyla ilgilenen hatta kendisinin dışında hiç bir ÅŸeyle ilgilenmeyen insandır. Çünkü söylenen söz ancak baÅŸkalarını ilgilendirdiÄŸinde baÅŸkalarına anlatılabilir. BaÅŸkalarıyla ilgilenmeyen ve genel sorunlar üzerinde düÅŸünmeyen insanların beyin aktiviteleri zayıftır. Dolaysıyla böyle insanlardan söz söylemeleri istendiÄŸinde ne söyleyecekleri konusunda endiÅŸeye kapılırlar. Bu endiÅŸe konuÅŸma cesaretlerini kırar.
Hafızanın kontrol Edilememesi
Çok zayıf bir hafıza kiÅŸinin özgüvenini yitirmesinin ve konuÅŸmaktan çekinmesinin en önemli nedenlerindendir. Çünkü konuÅŸmacı huzura çıktığında hafızasının kendisine yardımcı olmayacağını ve ne söyleyeceÄŸini unutabileceÄŸini düÅŸündüÄŸünden konuÅŸmaya cesaret edemez. Esasen hafızası çok zayıf olan insanlar belirgin bir hastalığın iÅŸaretini verirler. ÇoÄŸunlukla hafıza eksikliÄŸi bir hastalığın belirtisi deÄŸil zihinsel tembelliÄŸin belirtisidir. Zihinsel tembellik konsantrasyon eksikliÄŸinden kaynaklanır. Konsantrasyon eksikliÄŸi ise girginlikten veya stresten kaynaklanır. Dolaysıyla kiÅŸi gevÅŸedikçe konsantrasyon yeteneÄŸi artar; bu artış hafızanın doÄŸal çalışma ritminin saÄŸlam iÅŸlemesine yol açar.
KonuÅŸacağı konu üzerinde yeterince zihinsel ve duygusal olarak yoÄŸunlaÅŸmış bir kiÅŸi mutlaka o konu üzerinde söz söyleyebilir. Ancak biz yine de ayrıntılı olmamakla birlikte hafızamızın güçlenmesini ve bize yeterince yardım etmesini saÄŸlayan bazı teknikler üzerinde duracağız. Mükemmel bir hafızaya sahip olmak isteyenler bilmelidirler ki ısrarlı bir çalışma ile kısa sürede arzuladıkları hafızayı geliÅŸtirebileceklerini görebilirler.
Korkunun Çözülmesi
Åžurası gerçek: Yüzlerce defa binlerce insanın huzurunda konuÅŸmamışsanız her defasında heyecan duyarsınız. Bazen heyecanınız o kadar büyük olur ki sizi zincirlerle kürsüye çıkaramazlar.
Kendinizden emin olun. Korkuyu ve heyecanı çok kolay yeneceksiniz. EÄŸer bunu gerçekten arzuluyorsanız ÅŸimdiden bilin: Toplum önüne çıktığınızda kalbiniz sakin, gözleriniz ışıl ışıl olacak.
Çalışmalarınızı üç ana bölümde oluÅŸturacaksınız. Unutmuyorsunuz. Korkular zihninizde yerleÅŸmiÅŸ otomatik programların sonucudur. Ortamı oluÅŸtuÄŸunda bu programlar bir plak gibi devreye girmektedir. Plağı bozmaz ve yerine yenisini koymazsanız eskisi çalmaya devam eder. En kötüsü de devamlı çaldığınız plaklar her defasında daha güçlü ve köklü hale gelirler.
Korkularımızı üç temel alanda çalışarak yok edeceÄŸiz. Birinci alan kelimelerle kurulu alandır. DüÅŸüncelerin bir boyutunu kelimeler oluÅŸturur. Korkularımız varsa bunlar kelimelerle örülmüÅŸtür. Bu bölümü “Cümle Telkin sistemi”yle çözeceÄŸiz.
DüÅŸüncelerimizin ikinci boyutunu imajlar oluÅŸturur. Kendinizi nasıl canlandırıyorsunuz. Korkudan titreyen bir insan olarak mı? Başı dik, yüzünde tebessüm olan bir cesaret abidesi olarak mı? “İnsan ne düÅŸünüyorsa odur.” sözü doÄŸrudur. Bu ifadeyi deÄŸiÅŸtirelim. İnsan kendini hayalinde en çok nasıl görüyorsa odur. Kendimiz hakkındaki imaj filmlerini deÄŸiÅŸtirmemiz gerekiyor. Bu çalışma alanını “İmaj telkin Sistemi” olarak adlandıralım. Korkuyu yenmeye çalışırken üçüncü bir boyutu “davranışı” kullanacağız. Kelime veya imajlardan oluÅŸan tüm düÅŸünceler, tekrar edildiklerinde eyleme dönüÅŸürler. Eylem davranıştır, tutumdur. Beynimizdeki kalıpları asıl pekiÅŸtiren sergilediÄŸimiz tutumdur. Çünkü düÅŸünce tutuma dönüÅŸtüÄŸünde tüm algılarımız devreye girer. Davranırken yaptıklarınızı duyar, görür ve onlara dokunursunuz. Bu bölümde yapacağımız çalışmaları “Tutum telkin Sistemi” kavramıyla ifade edelim. Åžimdi gurur verici büyük kiÅŸiliÄŸinizi inÅŸa etmeye hazırsınız. bizimle gönü birliÄŸi içinde çalışmaya devam ettiÄŸinizde heyecan verici bir hızda nasıl da deÄŸiÅŸtiÄŸinizi göreceksiniz. BaÅŸlıyoruz:
Cümle Telkini
Toplum karşısında söz söylemekten korku ve endiÅŸe duymanın devamlılığını saÄŸlayan en önemli faktör inanç sistemidir. Aldığımız her bilgi, yaÅŸadığımız her tecrübe inanç sistemimizi etkiler ve yeniden ÅŸekillendirir. Bu bölümde bu inançların baÅŸlıcalarını aktarıyoruz.
-Ben yeterince yetenekli deÄŸilim
-Bu iÅŸi baÅŸaran insanlar benden çok üstün
-Şimdiye kadar hep başarısız oldum
-BaÅŸkaları varken bu iÅŸi yapmak bana düÅŸmez
Bu temel inançlar sizde az veya çok bulunabilir. Herkes için bunlar kesinlikle asılsız inançlardır. Ancak ne yazık ki insanların çoÄŸunluÄŸu bu asılsız inançları edindiklerinden hayatları hep sönük geçmeye mahkum edilmiÅŸtir. Dikkat edelim: İnançlar her zaman kendilerini doÄŸrularlar. Neye inanıyorsak, maddi manevi tüm güçler bizi doÄŸrulamak için çalışırlar. Åžimdi yukarıdaki inançların neden doÄŸru olmadığını anlatacağız. Lütfen bu açıklamaları tekrar tekrar okuyunuz. Bu açıklamaları ezberleseniz bile fırsat buldukça okumaya devam ediniz. Burada amaçlanan sadece öÄŸrenmeniz deÄŸildir. Temel amaç doÄŸru inancın alt bilincinize kilitlenmesinin saÄŸlanmasıdır. Zira inançlarınız kendinize defalarca söylediÄŸiniz sözlerdir. Åžimdi doÄŸru sözleri kendinize söyleyerek doÄŸru inançları yerleÅŸtirmeniz gerekmektedir. Bu açıklamaları yeterince okur ve anlatılanları fırsat buldukça düÅŸünmeye devam ederseniz bir ay içinde yeni inançlarınız alt ÅŸuurunuza kaydolacaktır. Daha hızlı deÄŸiÅŸmek istiyorsanız, tele-terapi kasetlerinde anlatılan sistemi her gün kullanmalısınız.
Cümle telkin sistemine göre alt ÅŸuurumuzu hızla yapılandıracak yeni cümle emirleri vereceÄŸiz. Alt ÅŸuurumuzdaki kalıplar zaten bu tür cümle emirlerinden oluÅŸmuÅŸtu. Emirlerin güçlü bir ÅŸekilde yerleÅŸmesi için belli özelikler taşıması gerekir. Bu özellikleri sıralayalım:
1.Derin GevÅŸeme: Tüm kas sistemlerinizi gevÅŸetmelisiniz. (Ek ‘ye bakınız.) Seminer ortamında sunucunuz derin gevÅŸemeyi size gösterecektir. Ne kadar derin gevÅŸeyebilirseniz emirleriniz o kadar derin ve kalıcı yerleÅŸir.
2.Cümle Yapısı: Cümle yapısı yeterince basit olmalıdır. Kısa cümleler kurmalısınız. Cümle sadece ÅŸimdiki zaman kipinde olmalıdır. Alt ÅŸuur geçmiÅŸ veya gelecek zaman kipinde söylenen sözleri, geçmiÅŸ veya gelecek zaman için dikkate alır. GeçmiÅŸ hep geçmiÅŸtir ve gelecek de hep gelecektir. Alt ÅŸuur olumsuz emirleri anlamaz veya tersinden anlar Sadece olumlu emirleri anlar.
3. GeliÅŸme SürekliliÄŸi: Cümle yapısı geliÅŸmenin sürekliliÄŸini ve tekamülü içermelidir. Her hangi bir olayın tekrarına baÄŸlı olarak daha iyi olma durumu ifade edilmelidir. Buna göre aÅŸağıdaki telkin cümlelerini eleÅŸtirelim:
--Ben baÅŸarılı olmak isteyen bir insan olarak her gün geliÅŸiyor, mükemmelleÅŸmeye adım adım ve süratle ilerliyorum. (Cümle çok uzun, emir kayboluyor.)
--Sigara içmiyorum. (Zaman kipi doÄŸru, ama cümle olumsuz.)
--Çok ders çalışacağım. (GeliÅŸme bağı yok. Gelecek zaman hatası var. Asırlar geçse de alt ÅŸuur emri hep geleceÄŸe atar.)
--Her gün ve her nefeste daha çok gülümsüyorum. (Uzunluk yeterli. Åžimdiki zaman doÄŸru kullanılmış. GeliÅŸme her güne ve her nefese baÄŸlanmış. İşte en iyi cümle telkin biçimi budur. “Her sabah daha dinç uyanıyorum.” deyin.
Telkin oluştururken yıkmak istediğiniz olumsuzluklar hakkında zorluklarla karşılaşabilirsiniz. Eskilerini nasıl kaldıracaksınız?
Öfkeleniyorum--------------------- Öfkelenmiyorum.
Sigara içiyorum--------------------- Sigara içmiyorum.
Çözüm kelimelerin olumsuzlanarak kullanılması deÄŸildir. bunun yerine olumlu karşıt anlamlı kelimeleri seçmek zorundasınız.
Öfkelenmemek istiyorsunuz----------------- Daha sakin oluyorum.
Sigara içmemek istiyorsunuz---------------- Sigara içmeyi bırakıyorum.
Bu bölümde önce genel baÅŸarımızı engelleyen hatalı inançları yok etmemiz gerekir. Ardından doÄŸru inançların fikir temellerini oluÅŸturacağız. bu fikir temellerinin alt ÅŸuurumuza kodlanması için alıştırmalar yapacağız.
YIKICI İNANÇLARBen Yeterince Yetenekli DeÄŸilim
Size de Edison veya Einstein gibi günü 24 saat olan bir ömür emanet edildi. Siz de kafatasınızın içinde bütün diÄŸer insanlar gibi ölünceye kadar eÅŸit sayıda milyarlarca sinir hücresinden oluÅŸturulan harika bir beyin mekanizması taşıyorsunuz. Siz de herkes gibi sadece süt emme yeteneÄŸi geliÅŸmiÅŸ olarak dünyaya gönderildiniz ve bunun dışındaki her ÅŸeyi dünyada öÄŸrendiniz. Öyle büyük bir potansiyele sahipsiniz ki milyonlarca iÅŸ yapsanız bile beyin kapasitenizin hala yaklaşık binde bir-ikisini kullanıyorsunuz. Kimse sizden üstün yeteneklerle yaratılmadı. Siz de kimseden üstün yeteneklerle yaratılmadınız. Öyleyse neden bazı insanlar zirvelere tırmanıyorlar? Neden sempati, karizma, zenginlik, ÅŸöhret gibi deÄŸerler yalnızca bazı insanların elinde kalıyor? Fizikçi iseniz neden bir Einstein veya Abdüsselam deÄŸilsiniz? Edebiyatçı iseniz tarihin gerilerinde hala parlak kalan Shakeasper’in ötesine neden geçmiyorsunuz?
İnsanı potansiyel üstünlüÄŸüne kavuÅŸturan tek vasıta “bilgi” ve bilgiye dayalı “eÄŸitim”dir. Kendinizi incelediÄŸinizde bilgiye dayalı olmayan hiç bir becerinizi bulamayacaksınız. Okuma-yazması olmayan Hz. Peygamber’e(asm) Kur’an’da geçen ilk emrin “oku” yani “öÄŸren” olması ÅŸaşırtıcı gelmiyor mu? Bugün biz bilgilerimizin % 80’ini okuma yoluyla elde ediyoruz.
Siz sel yığınlarında kendinizi sürükleyen bir sıradanlığa layık olamayacak kadar üstünsünüz. Hayallerinizde yaÅŸayan “büyük size” ulaÅŸmak sizin elinizdedir. Kimse günlük 24 saatine bir dakika ekleyemez. Ama siz bir gününüze 10 günlük iÅŸi sığdırabilirsiniz. Bu güne kadar kiÅŸisel yeteneklerinize ne kadar yatırım yaptınız?
Zihninizden yükselen çeÅŸitli itiraz sesleri duyuluyor; iddialarımızı küçümsüyor musunuz? O zaman aÅŸağıdaki açıklamalara ne diyeceksiniz?
-Bu İşi BaÅŸaran İnsanlar Benden Çok Üstün
Kendinizi yanıltıyorsunuz. bir vakitler Anthony Robbins de böyle düÅŸündüÄŸünü söylüyor. 20 yaÅŸlarında iken bir otelde hizmetli olarak çalışıyordu. Fakir ve eÄŸitimsizdi. ÇektiÄŸi ızdırap canına tak ettiÄŸinde tüm hayatını kökten deÄŸiÅŸtirmeye karar verdi. Önce bir hızlı okuma kursuna gitti ve ardından birkaç yıl içinde 700 kitap okudu.
Bugün aynı adam Amerika BirleÅŸik Devletlerinin her yıl milyonlarca dolar kazanan adamı ve neredeyse tüm dünyada tanınıyor. yıllarını eÄŸitime harcayan profesörler bile önce hafife aldıkları bu yüksek eÄŸitimi olmayan adamdan ders almaya ve kitaplarını tavsiye etmeye baÅŸladılar. Onun hayatını sadece on yıl içinde böylesine deÄŸiÅŸtiren neydi? O sadece baÅŸarmak için yola çıktı ve kader onu baÅŸarıya ulaÅŸtırdı. Onun kavradığı gerçeÄŸi biz de kavramalıyız.
Åžunları bilmeliyiz. İnsanın sinir sisteminde milyarlarca nöron vardır. Nöronlardan oluÅŸan beynimiz saniyede 30 milyar bitlik bilgi iÅŸleyebilmektedir. Herhangi bir normal beyinde oluÅŸturulabilecek potansiyel örgü veya baÄŸlantı sayısı 1 rakamını izleyen 10 milyon kilometre sıfırla ifade edilebiliyor. Kafamızdaki her bir nöronun bir milyon bitlik enformasyon depolama kapasitesi vardır. Bu korkunç potansiyel saÄŸlıklı olan herkeste vardır ve biz insanlar potansiyelimizin ortalama olarak % 1’ini kullanıyoruz. Geri kalan büyük kapasite ise kullanmamız için bizi bekliyor.
200 civarındaki buluÅŸun sahibi Edison baÅŸarının % 99’unu çalışmaya, %1’ini de zekaya baÄŸlamaktadır. Bu zekanın önemsiz olduÄŸu anlamına gelmez. bunun anlamı zekanın tek geliÅŸme yolunun çalışma olduÄŸunu gösterir.
Evet sonuçta bu iÅŸi baÅŸaranlar sizden üstündür. Ama bu üstünlükleri sizden üstün doÄŸmalarından kaynaklanmaz. Sadece çalışarak üstün hale gelmiÅŸlerdir. Tarihe üstün olarak geçen herkes sadece ve yalnızca amansızca çalışarak üstünleÅŸmiÅŸler; yani kullandıkları beyin kapasitelerini arttırmışlardır. DiÄŸerlerinden hiç farkınız olmadığı halde kendinizi üstün olmamaya mahkum ederseniz oluÅŸturduÄŸunuz bu inanç kalıbı tüm hayatınız boyunca sizin üstün olmanızı engelleyecektir.
-Şimdiye Kadar Hep Başarısız Oldum
Edison da elektriÄŸi bulmak için yıllarca beklemek ve binlerce deney yapmak zorunda kalmıştı. Bir ABD baÅŸkanı sonunda baÅŸkan olabilmek için yıllarca bir çok seçime girmek ve kaybetmek zorunda kalmıştı. Hayat her zaman sabırla hedefleri üzerinde durmaya devam edenleri hedefe ulaÅŸtırmıştır.
DaÄŸarcığınızdan “baÅŸarısızlık” kelimesini kaldırmak zorundasınız. Böyle bir olgu yoktur; teÅŸebbüse devam eden insan için baÅŸarısızlık yoktur. Sadece her defasında baÅŸarıya bir adım daha yaklaÅŸmak vardır. BaÅŸarısızlık denilen her ÅŸey sizi baÅŸarıya götürmeyen bir yolun keÅŸfidir. Her baÅŸarısızlık zannedilen olay bizin için paha biçilmez derslerle doludur. EÄŸer yaptıklarınızın sonucunu kontrol etmemiÅŸseniz “baÅŸarısızlığınıza” hükmedecek ve çalışmaktan vazgeçeceksiniz. Elinizde bir pusula yoksa tek baÅŸarı yolunuz deneme-yanılmadır. Oysa ÅŸimdi elinizde baÅŸarıya ulaÅŸanların oluÅŸturduÄŸu pusulalar vardır.
“BaÅŸarısızlık” kelimenizi kaldırmakla kalmamalı ve bu kelimeye yüklediÄŸiniz tecrübelerinizin anlamlarını da “baÅŸarıya bir adım daya yaklaÅŸtım” ÅŸeklinde deÄŸiÅŸtirmelisiniz. Bu deÄŸiÅŸikliÄŸi yaptığınızda aslında gerçeÄŸin ta kendisinin de bu olduÄŸunu göreceksiniz.
EÄŸer bu kelimeyi unutamıyorsanız, mutlaka kullanacaksanız, baÅŸarısızlığı doÄŸru tanımlayın. Gerçekte tek baÅŸarısızlık vardır: Çalışmaktan, denemekten, teÅŸebbüsten vazgeçmek...
BaÅŸkaları Varken Bu İşi Yapmak Bana DüÅŸmez
Herkes böyle düÅŸünseydi ÅŸimdi geceleri karanlıkta kalıyor olacaktık. Hepimizin hayatını deÄŸiÅŸtiren insanlar böyle düÅŸünmüyorlardı. Bu iÅŸ öncelikle birinci derecede bana düÅŸer diyen insanlar o iÅŸi yapan insanlardır. FarklılaÅŸan insanlar derhal sorumluluk üstlenen insanlardır. Kullandığınız her ÅŸey baÅŸkalarının ürettiÄŸi ÅŸeyler midir? Neden siz de üretmeyesiniz? Bu iÅŸin sorumluluÄŸu benim omuzlarımda dediÄŸinizde birden o iÅŸin önderi konumuna getirildiÄŸinizi göreceksiniz. Bu konulmuÅŸ bir kanundur. Sizin yaptığınız iÅŸi baÅŸkalarının da yapmasının size zararı yoktur. Siz de yaparsanız o iÅŸ daha mükemmele ulaşır. Kaldı ki eÄŸer duygularınızı kuvvetli kullanıyor ve daha çok çalışıyorsanız, o iÅŸi yapan baÅŸkalarının da lideri konumuna yükselirsiniz.
Dünyada iki tip insan vardır: Yöneten ve yönetilenler; güdenler ve güdülenler; düÅŸünce üretenler ve üretilen düÅŸünceyi taklit edenler... Birinci sınıfta yer alanlar tüm insanlığın ’undan azdır. siz sadece bir inanç ve bakış açısı deÄŸiÅŸikliÄŸi ile ilk guruba dahil olabilirsiniz.
EÄŸer hala “ben yapamam” diyorsanız, o zaman bilmelisiniz ki yapmak istemiyorsunuz. Yani “ben yapmak istemiyorum” demek istiyorsunuz. YapabileceÄŸini bildiÄŸi halde yapmak istemeyen insan için ise yapılabilecek hiç bir ÅŸey yoktur. Yaratıcımız ne yapabileceklerini bilen insanların tercihlerine müdahale etme hakkını ve gücünü kimseye vermemiÅŸtir.
ALIÅžTIRMA: KORKU - CÜMLE TELKİN1. AÅŸağıdaki telkin cümlelerini okuduktan sonra takip eden açıklamaları inceleyin. Önce telkin cümlelerinin inanç temellerini yerleÅŸtirmeliyiz.
a) Her gün Büyük Yeteneklerim Sürekli GeliÅŸiyor.
Bu sözü milyonlarca defa kendinize söyleyeceksiniz. Lütfen önce bir kaç saatinizi kendinize ayırın. Tüm geçmiÅŸinize bakın. Bu güne kadar baÅŸardığınız küçük büyük ne varsa, edindiÄŸiniz küçücük bir tecrübe bile olsa not defterinize kaydediniz. Göreceksiniz ki küçümsediÄŸiniz siz, çok büyük iÅŸleri zaten baÅŸardınız. Köyde hiç bir kültürel ve tecrübi birikimi olmayan bir çobana göre çok farklı birikimleriniz var. Bunları tekrar tekrar düÅŸünerek ne kadar yetenek potansiyeliniz olduÄŸunu kendinize söyleyeceksiniz.
b) Her gün Daha Üstün Olmaya Devam ediyorum
Bu inancı da milyonlarca defa tekrar edeceksiniz. Unutmayın zaten her gün binlerce defa kendiniz hakkında kendinize bir ÅŸeyler söylüyorsunuz. GeçmiÅŸteki tecrübelerinizi hep yüklediÄŸiniz anlamlarla sık sık kendinize söylediniz. Åžimdi o tecrübelerin anlamını deÄŸiÅŸtiriyorsunuz ve yine kendinize söylüyorsunuz. BaÅŸaran insanların geçmiÅŸlerini düÅŸünün. Bir Marslı gibi, baÅŸka bir yaratık gibi dünyaya gelmediler. Onlar da sizin gibi önce, okuma-yazma bilmiyorlardı. Onlar da annelerinin kucağında büyüdüler. Hatta biz bir anne kucağından yoksun idiyseniz daha üstün olma fırsatına sahip olduk demektir. Daha büyük asker daha zor ÅŸartlara raÄŸmen zafere kavuÅŸan askerdir. BaÅŸarılı olduklarını bildiÄŸiniz insanlara göre daha çok fakirlik, hastalık veya acı çekmiÅŸseniz ruhunuz daha dolu ve heyecanlı demektir. Tüm bunlar diÄŸerlerinden daha da üstün olabilmeniz konusunda sizi daha yukarılara itecektir. Bu yeni iç konuÅŸmanın duygularınızda yol açtığı deÄŸiÅŸikliÄŸi hemen görmelisiniz.
c) Her gün Daha BaÅŸarılı Olmaya Devam Ediyorum.
Lütfen geçmiÅŸinize bakınız. 10 yıl önceki siz ile 5 yıl önceki ve bugünkü sizi karşılaÅŸtırın. Bu karşılaÅŸtırma biçimi bir alışkanlık olarak yerleÅŸmelidir. Her zaman dikkat etmeniz gereken, azıcık da olsa üstünleÅŸtiÄŸiniz noktalar olmalıdır. ÇoÄŸu insanın düÅŸtüÄŸü korkunç hataya düÅŸmeyin. Kendinizi çok imkanı olan baÅŸkalarıyla deÄŸil; bugün düne göre daha çok imkanı olan kendinizle karşılaÅŸtıracaksınız. Siz size göre üstünleÅŸiyorsunuz. Nerelerde ne kadar? Üstün noktalarınızı görmek için kendinizden aÅŸağıda olanlara bakabilirsiniz ama asla kendinizden üstün olanlara bakarak kendinizde üstün noktalar aramayın. Aksi taktirde ilerleme sürecini gerileme sürecine dönüÅŸtürürsünüz. Kendinizden üstün olanlara sadece nerelere çıkmak istediÄŸinizi düÅŸündüÄŸünüzde bakmalısınız. Bu bakış sizi yukarıya çekecektir. Bu ilerleyiÅŸinizi milyonlarca defa görmelisiniz. Unutmayın, beynimiz dışarıdaki gerçeÄŸimizi hayalimizde kurguladığımız gerçeÄŸimizden ayıramaz. Yani yetim bir bebeÄŸi görmek sizi üzdüÄŸü kadar, yetim bir çocuÄŸu hayal etmek de sizi üzer. Dışarıdaki gerçeÄŸi biz kontrol edemeyiz ama hayalimizdeki gerçekle istediÄŸimiz gibi oynayabiliriz, onu hemen deÄŸiÅŸtirebiliriz. Hemen deÄŸiÅŸmek istediÄŸimize göre ilk yapmamız gereken hayalimizi deÄŸiÅŸtirmektir.
d) Önüme Çıkan Her İşi Hemen Yapıyorum.
Karşınızda çözülmesi gereken bir problem mi var? Hemen harekete geçiyorsunuz. Problem yoksa aramalısınız. Çünkü özellikle bu çaÄŸda problemsiz hiçbir köÅŸe bulamayız. ÜstlenebileceÄŸimiz bir çok görev vardır. Biz görevi arayarak üstlenmesek bile çoÄŸu zaman görev bir fırsat olarak bize sunulur. ÇoÄŸu insan bu tür fırsatları angarya görerek reddeder. Bilmeliyiz ki yaptığımız her iÅŸin hemen parasal bir karşılığı olmak zorunda deÄŸildir. En önemli karşılık edineceÄŸiniz paha biçilmez tecrübedir. Önce gereken mükemmellikte iÅŸi gerçekleÅŸtiremeseniz de bilmesiniz ki hiç kimse bir iÅŸi ilk yaptığında kusursuz olmamıştır.
Yolda yürüyen bir görme özürlüyü kolundan tutup yardım etmek mi gerekiyor? Bir milletvekilinin bir konuda uyarılması mı gerekiyor? Yetim bir çocuÄŸun başının okÅŸanması mı gerekiyor? Ailenizin geçiminin saÄŸlanması mı gerekiyor? Daha neler bulacaksınız. Neden siz deÄŸil de bir baÅŸkası yapsın bunları? BaÅŸkası da yalnız başına eksik yapmaya mahkum üstelik... Sizi sadece bu tutumunuz ve bu tutuma baÄŸlı olarak sürdürdüÄŸünüz tekrarlarınız geliÅŸtirir. Hiç bir iÅŸ angarya deÄŸildir. Ücretsiz çıraklık yapsanız bile edindiÄŸiniz tecrübe bir gün paha biçilmez olacak ve eÄŸer ücret arıyorsanız yılların emek birikimini bir gecede alabilecek hale gelebildiÄŸinizi göreceksiniz.
Burada tabii ki her iÅŸi hemen yapmaya kalkın demiyoruz. “Arzuladığınız size” destek olabilecek, o kiÅŸi olabilmek için gerekli yeteneklerinizin geliÅŸmesine destek olacak her iÅŸ fırsatına sahip çıkın diyoruz.
2. AÅŸağıdaki Telkinleri derin gevÅŸemeyi takiben uyguluyorsunuz. Her bir telkini 10’ar defa zihninizden tekrar edin.
--Her gün dostlarımı daha çok seviyorum.
Her gün kendime güvenim ve cesaretim artıyor. Her gün sahnede daha yüksek güvenle konuÅŸuyorum.
3. AÅŸağıdaki telkin cümlelerini seminer ortamında (veya arkadaÅŸlarınızla birlikte baÅŸka bir ortamda) yüksek sesle söyleyiniz. Önce hep birlikte, ardından tek tek.
--Kendime güvenim artıyor.
--Cesaretim artıyor.
--Yaratıcımın verdiÄŸi gücü hissediyorum.
--Tüm engelleri aşıyorum.
--Hızla güçleniyorum.
--Hepinizi çok seviyorum.
İmaj-Telkini
Telkinlerin çok büyük boyutunu zihnimizde yaÅŸadığımız imajlar (visualization) oluÅŸturur. İmajların etkisi kelimelerden bazan yüzlerce kat fazladır. Zihninizde kendinizi görüyorsunuz. UlaÅŸmak istediÄŸiniz ideal “siz” i tanımlıyorsunuz. o kiÅŸiyi inÅŸa edeceksiniz. GeleceÄŸinizi kuracaksınız. hayalinizde hangi filmlerin kahramanısınız. kendinize ne tür roller biçiyorsunuz. İnsanlar yaÅŸadıklarını önce zihinlerinde prova etmiÅŸlerdir. gelecekte yaÅŸayacak olan nasıl bir “siz”in provasını yapıyorsunuz?
İmaj-Telkin sisteminde korkularını yenen bir “siz” in provasını yapacaksınız. Gelecekteki size hayalinizde dokunacaksınız. Sizi göreceksiniz. Sizin kokunuzu hissedeceksiniz. Sizi iÅŸiteceksiniz. Bu tekniÄŸi sadece korku ve heyecanı yenmekte kullanmak zorunda deÄŸilsiniz. GeliÅŸtirmek istediÄŸiniz tüm yeteneklerinizde bu çalışma size yardımcı olacaktır.
ALIÅžTIRMA: KORKU - İMAJ - TELKİN1. Toplum Önündesiniz: Gözlerinizi kapatacaksınız. (Åžu anda nasıl yapıldığını okumak için tabii ki gözleriniz açık) Kendinizi sahnede hayal ediyorsunuz. Karşınızda binlerce insan var. Sizi heyecanla alkışlıyorlar. Onları görün. Işıklar üzerinizde odaklı. FotoÄŸraf flaÅŸları üzerinizde patlıyor. Size dönen kameraları, resminizi çeken kameraları görün. Tüm salonu, kocaman salonu görün. Kürsüde kendinizi görün.
Ortamınızdaki tüm sesleri duyun. Alkışları, ıslıkları, flaÅŸ patlamalarını, elinizdeki mikrofonu.... “SaÄŸ olun. saÄŸ olun” diyorsunuz. Sesinizin yankısını duyun. “Huzurunuzda olmaktan mutluyum. Sizi seviyorum” deyin. Sesiniz dalgalanıyor, duyuyorsunuz. Ortam sıcak. Sıcaklığı hissedin. Kalbinize dikkat edin. Çok sakinsiniz. Elinizde mikrofon var. Onu aÄŸzınıza yakın tutuyorsunuz ve hissediyorsunuz. Kalbiniz sakin. Mutlusunuz. Heyecanla konuÅŸmaya baÅŸlıyorsunuz. sizi alkışlıyorlar. Onları görüyorsunuz.
Protokol sıralarına bakın. Orada devlet baÅŸkanları ve milletvekilleri oturmuÅŸ, sizi seyrediyorlar. Onlara hükmeder gibi konuÅŸuyorsunuz. Başınız dim dik. mutlusunuz, cesursunuz, gülümsüyorsunuz.” (Bu bölümde size anlatılan görsel canlandırma müzik eÅŸliÄŸinde seminer sunucunuz tarafından uygulanacaktır.)
2. kendinizi Bil Clinton ile tartışırken hayal edin.
3. Televizyonda bir açık oturumda konuÅŸtuÄŸunuzu hayal edin. tüm ayrıntıları yaÅŸayın.
4. Meclis kürsüsünde milletvekillerine konuÅŸuyorsunuz.
Davranış-Telkini
SergilediÄŸimiz tüm davranışlarımız zamanla kiÅŸiliÄŸimizin bir parçası olurlar. OtomatikleÅŸirler. EÄŸer davranışlarımızı deÄŸiÅŸtirirsek onlara baÄŸladığımız duygularımızı da deÄŸiÅŸtirmiÅŸ olacağız. Duygular ve davranışlar her zaman yan yana gelirler. KorkmuÅŸ gibi davranırsanız korkarsınız; korkarsanız, korkmuÅŸ gibi davranırsınız. Ya korkmamış gibi davranırsanız ne olur? Korkuyor olsanız da süratle korkunuzun yok olduÄŸunu görürsünüz. Duygularınızı boÅŸ verin ve korktuÄŸunuz her ÅŸeyin üzerine korkmuyor gibi davranarak gidin. Åžimdi korku duygusunun yaptırmak istemediÄŸi bir kısım davranışları zayıftan ÅŸiddetliye doÄŸru arttırarak yapacağız. Yıktığımız davranış kalıplarıyla aslında o kalıpları oluÅŸturan korkularımızı yıkacağız. Ancak bu çalışmaları bilhassa topluluk ortamlarında yapmaya özen göstermeliyiz.
ALIÅžTIRMA: KORKU - DAVRANIÅž-TELKİN1. Önce ayaÄŸa kalkıp güzel konuÅŸma seminerini tercih ettiÄŸiniz için gurup olarak kendinizi alkışlayınız. AyaÄŸa kalkarak isim, soyad ve görevinizi söyleyiniz. Her arkadaşınızı alkışlayınız.
2. Dörder kiÅŸilik guruplar oluÅŸturarak ön sırada ayakta durunuz. (1 er dakika) Semineri hangi yolla öÄŸrendiniz, katılma amacınız nedir? Herkes hocaya kısa bir soru sorar. (her konuÅŸmada alkışlar-bağırmalar- yüksek sesle bravo bağırışları)
3 . Tek tek yüksek bir zemin üzerine çıkınız. AÅŸağıdaki cümleleri bağırarak söyleyiniz ve oturunuz.(alkışlar)
“Ben cesaretliyim. Kendime güveniyorum. Herkes gibi yetenekliyim.
BaÅŸaracağım. Bana inanın arkadaÅŸlar.”
4 . Gazete kağıdından sopa yapınız. AyaÄŸa kalkınız, aÅŸağıdaki cümleleri kuvvetle söyleyerek sopayı tekrar tekrar masaya vurunuz.
“İçimdeki engelleri yok ediyorum. Ben baÅŸarısızlık tanımıyorum. Çok güçlüyüm.”
5 . İkişerli guruplar halinde aşağıdaki konuya sert dille (oturarak ve ayakta olarak) tartışırlar:
“Işık topraktan daha önemlidir.” “Toprak ışıktan daha önemlidir”
“Bilgi sayesinde zeka artar.” “Zeka sayesinde bilgi artar.”
6 . Önce herkes oturduÄŸu yerde sesini yükselterek gülme ve bağırma çalışması yapar. Ardından dörderli guruplar halinde ve son olarak teker teker topluluk önüne çıkarak bu çalışmayı yapar.
Gülerken: Åžuna bakın hahhahhaaa, hihhihhi, ÅŸuna bakın hohhohhoo, hehhehhee
Bağırırken: Defol yanımdan. Defol. Gözüm görmesin seni, defol...
7 . YürüyüÅŸ çalışmaları:
Omuzlar dik, ileriye bakarak sert ve düzgün adımla yürüyüÅŸ
Önce bir, sonra iki el havada, ardından eller havada çırpılarak ve guruba bakarak yürüyüÅŸ.
Tüm vücudu hareket ettirerek, saÄŸa sola sarkarak ve guruba bakarak yürüyüÅŸ
Eller arkada (dil çıkararak bunu yapmayı çok zor buluyorsanız oluÅŸturabileceÄŸiniz en gülünç yüz ifadesiyle) guruba bakarak yürüyüÅŸ
8 . Åžarkı Söyleme:
Gurup ortamında hem gurup halinde hem de bireysel olarak belli ÅŸarkılar, mırıldanarak, yüksek sesle, oturarak, gurup halinde ve tek tek ayaÄŸa kalkılarak söylenecek. (seminer sunucusu gerekli parçaları, söz çözümleriyle birlikte öÄŸrencilere sunacaktır)
Hafıza Faktörü
Hafızamızı etkileyebilmek için üzerinde durabileceÄŸimiz dört teme alan vardır. Bu alanlara hakimiyet derecemiz hafıza gücümüzü belirler. kitabımızın temel konusu “hafıza eÄŸitimi” olmadığından burada konu hakkında detaylı bilgi verilmeyecektir. İşte önemli faktörler:
1. Biyolojik-Psikolojik SaÄŸlamlık: Vücudumuzu genel yönetim biçimimizle ilgilidir. Vücudumuzun bio-kimyasal denge durumu hafızamızı ciddi ÅŸekilde etkiler. bu arada ruhumuzu yönetme biçimimiz de ciddi ÅŸekilde hafızamızı etkiler. Konuya iliÅŸkin daha ayrıntılı bilgi için kitabınızın ikinci bölümünde yer alan “Mutluluk GeliÅŸtirme Yaklaşımı” altında yapılan açıklamaları okuyunuz.
2. GevÅŸeme Düzeyi: en büyük hafıza düÅŸmanı gerginliktir. GerginliÄŸin ürettiÄŸi stres düÅŸünce akışını engeller, yavaÅŸlatır. Gerginlik arttıkça konsantrasyon azalır. Konsantrasyon azaldıkça da hafıza tahrip olur. Seminerimizde size öÄŸretilen derin gevÅŸeme egzersizlerini her gün bir defa (30 dakika) uyguladığınız taktirde 20 gün içersinde fark edilir bir deÄŸiÅŸim gözlemleyeceksiniz. (Bkz Ek: de yer alan açıklamalar) Hafızayı güçlendirmenin en kolay yolunun derin gevÅŸeme olduÄŸunu söyleyebiliriz.
3. İnanç Biçimi: hafızanızın kötü olduÄŸuna inanıyor musunuz? Cevabınız “evet”se, emin olun hafızanız kötüdür. Çünkü süper bir hafıza temeline sahip olsanız da, eÄŸer olmadığına inanmışsanız sadık dostunuz olan alt ÅŸuur tüm çabasını sarf ederek hafızanızı tıpkı inandığınız hale getirir. Deli olmak istiyorsanız bunun çok kolay bir yolu vardır. Her gün kendinize deli olduÄŸunuzu söyleyiniz.
Hafızamızın kötü olduÄŸuna iliÅŸkin inancı nasıl geliÅŸtiririz? Gergin ve sıkıntılı yaÅŸadığımız günlerde beynimizin düÅŸünce akışı yavaÅŸlar. O zamanlarda kötü hafıza dikkatimizi çeker. Gizliden gizliye endiÅŸe etmeye ve hafızamızın kötü olduÄŸunu kendimize söylemeye baÅŸlarız. Sonra sevdiÄŸimiz zarar verici arkadaÅŸlarımız bize bizi güçsüzleÅŸtiren telkinler iletirler: “Nasıl unutursun, yaÅŸlanıyorsun galiba. sen de mi unutkan oldun? Sakın bunu da unutma ha!” Bu sözleri duya duya büsbütün unutkanlığa ÅŸartlanırız. Bu tür sözler tekrar edildiklerinde önce ÅŸüphe oluÅŸtururlar. Sonra kanaata dönüÅŸürler. ardından inanç olurlar. Sonunda iyice güçlenirler; iman derecesinde güçlü olurlar. Onları söküp atmak vücuttan damarları söküp atmak kadar zor oluverir.
Varsa -bilinçli veya bilinçsiz yerleÅŸmiÅŸ olabilir- böyle bir inancı derhal yıkmalısınız. Hafıza zayıflamasının nedenlerini öÄŸreniniz. Hafızanızın yerinde olduÄŸunu ve geliÅŸmeye devam ettiÄŸini düÅŸünürseniz, süreci tersine dönüÅŸtürürsünüz. Önce eski inancınızdan ÅŸüphelenirsiniz. Ardından bu ÅŸüphe kanaata dönüÅŸür. güçlü bir hafızaya sahip olduÄŸunuza inandınız mı emin olun beyniniz bu inancınızı doÄŸrulamak için tüm gücüyle çalışacaktır.
4.Hafıza Teknikleri
Bu güne kadar hafıza üzerinde pek çok bilimsel araÅŸtırma yapılmış; özellikle Batı’lı araÅŸtırmacılar orijinal hafıza teknikleri geliÅŸtirmiÅŸlerdir. Esasen bu hafıza teknikleri insanlık tarihi kadar eskidir. zira tarihte süper hafızalı insanlar yaÅŸamıştır. Ama herkesin kolaylıkla kullanabileceÄŸi sisteme yeni kavuÅŸtuÄŸumuzu söyleyebiliriz. Bu teknikler üzerinde yeterince çalışarak sizler de birer hafıza ustası olursunuz.
Dünyaca tanınmış hafıza öÄŸreticilerinden birinin Dominic O’brain, diÄŸerinin Tony Buzan olduÄŸunu biliyoruz. Türkiye’den kendisi de mükemmel bir hafızaya sahip olan Melik Safi Duyar bilinen hafıza tekniklerini Türkiye halkının hizmetine sunarak çok deÄŸerli bir hizmete imzasını atmıştır. Bu isimler dışında inanılmaz hafızalarıyla ÅŸaşırtıcı gösteriler yapan pek çok isim bulunmakla birlikte, bu üç ismin imzasıyla yayınlanan eserler hafıza teknikleri konusunda yeterince bilgilenmemizi saÄŸlayacaktır.
Bir gerçeÄŸin altı çizilmelidir. derin gevÅŸemeyi bilmeyen kiÅŸi için diÄŸer iki faktörün büyük etkinliÄŸi kalmaz. Derin gevÅŸemeyi baÅŸardığınızda ise beyninizin doÄŸal çalışma biçimi normal hayatta hafıza tekniklerine fazla bir ihtiyaç bırakmaz.
Bu kitapta hafıza üzerinde ayrıntılı bilgi vermiyoruz. Ancak konuya iliÅŸkin kitapların bazılarını kitabınızın Ek ‘inde bulabilirsiniz. KonuÅŸma sırasında karılaÅŸacağınız hatırlama sorununu çözmek için konunuzu çalışın ve gerginliÄŸi yok edin. Hafızanızın sizi yalnız ve yardımsız bırakmayacağını göreceksiniz. Burada size sadece bir kaç alıştırma verilecektir.
ALIÅžTIRMA: KORKU-HAFIZA1. Derin GevÅŸeme ve Telkin
Kitabınızın Ek’ de anlatılan derin gevÅŸemeyi yaptıktan sonra aÅŸağıdaki telkinleri, telkin bölümünde tekrar ediniz.
--Her gün hafızam geliÅŸiyor.
--Her gün daha iyi hatırlıyorum.
2. Duyusal Canlandırma Yapınız
Duyularınızı kullanarak zihninizde canlandırma yapınız. Duyusal canlandırma yeteneÄŸinizi bol alıştırmalarla geliÅŸtirdikçe bilgilerin daha güçlü olarak hafızanızda yerleÅŸmeye baÅŸladığını göreceksiniz. AÅŸağıda örnekleri verilen bu tür egzersizler iç görü yeteneÄŸinizi artıracaktır. Söz söylemeye kalkmadan önce yapacağınız çalışmada ise böyle bir canlandırma ile hafızanızdaki bilgileri iyice pekiÅŸtirmiÅŸ olacaksınız.
Görsel Canlandırma
KaybettiÄŸi yavrusunu arayan bir annenin görüntüsü, GüneÅŸ doÄŸarken ve batarken oluÅŸturduÄŸu görüntünün renk özellikleri, akan suda yansıyan ışığın görüntüsü, bir fırtına görüntüsü, lisede iken sizin görüntünüz, çiçeklerin görüntüleri, böcekler, arabalar....
İşitsel Canlandırma
Gök gürültüsü, hayvanların sesleri, rüzgar, sinek vızıltısı, uçak sesi, öfkeyle bağırma, aÄŸlama, gülme sesleri ...
Dokunsal Canlandırma
Tokat attığınızda eliniz ne duyar, ateÅŸte yansa parmağınız ne hisseder, demiri sıksanız, elinizi kesseniz, yumuÅŸak yataÄŸa uzansanız, çocuÄŸu öpseniz... ne duyarsınız.
2 . Eski Bilgilerinizi Tarayınız
İlk okul, ortaokul, lise döneminde okulda öÄŸretmenleriniz kimlerdi, hangi dersleri aldınız, okulunuzun nasıl bir çevresi vardı, hangi önemli hatıralarınız var? Oturun ve kendinize bunları hatırlama talimatı vererek bekleyin.